Bisiklet Bağımlılığı

Bisiklet Bağımlılığı Bianchi

Bisiklet bağımlılığı:

Bikeaholism!

Bisiklet, alkol, sigara veya uyuşturucu gibi bağımlılık yaratabilir mi? Kendinizi bir bisiklet müptelası olarak görüyor musunuz? Geçen senelerde okuduğum şakayla karışık bir yazının konusu, araştırmacıların “Bikeaholism” adını verdikleri, nadir rastlanan rahatsızlık hakkında ortaya çıkardıkları bulgularla ilgiliydi. Yazının içeriğinde, bisiklet sürücülerinin kendilerini test etmelerini ve teşhis koyabilmelerini kolaylaştırmak niyetiyle söz konusu verilerin bir listesi verilmiş. Ben ilginç buldum. Çevremdeki bisiklet bağımlılarının katkılarıyla zenginleştirerek sizlere aktarmak istedim.

Bir göz atın ve bisiklet bağımlısı olup, olmadığınıza karar verin.

  • Günlük konuşmalarınızda sıklıkla “Shimano”, “Campagnolo”, “Kevlar”, “Zincir Hattı”, “Dişli Oranları”, “Karbonfiber”, “Rock Shox” gibi tuhaf kelimelerin karıştığı anlaşılmaz bir dil kullanıyor musunuz?
  • Bisikletinizi evinizin içerisine -özellikle oturma odasına veya yatak odasına- getirmek için karşı konulmaz şiddette bir istek duyuyor musunuz?
  • Daha mevcut bisikletiniz yıpranmadan, yeni bir bisiklet satın almak üzere karar verme aşamasında, kendi kendinizi rahatlıkla kandırıp, muhaliflere -özellikle eşinize- karşı mantıken haklı çıkabiliyor musunuz?
  • Lastik supap tiplerinden hangisinin “Amerikan”, hangisinin “Dunlop”, hangisinin “İğne” olduğunu hatırlayabiliyor ve kullanım tarzınıza göre size uygun olanını seçebiliyor musunuz?
  • Eşiniz kendiliğinden, her hafta sonu sizin bisiklet gezisi yapacağınızı ve evde bulunmayacağınızı varsayıyor mu?
  • Siz bisikletinizle son derece titizlenerek ilgilenirken, evinizin önünde duran milyarlık arabanız sessizce paslanıyor mu?
  • Yaş günlerini, yeni yıl kutlamalarını ve diğer yıldönümlerini hediye olarak bisiklet parçalarının ve aksesuarlarının değiş tokuş edildiği zamanlar olarak mı algılıyorsunuz?
  • Hiçbir şeye ihtiyaç duymadığınız halde sürekli bisiklet satan dükkanların önünde takılıp kalır mısınız?
  • Bisiklet ve parça kataloglarını biriktirip, her yeni sayıda sipariş edilebilecek bir şeyleri gözünüze kestirir misiniz?
  • Kusursuz ve mükemmel işleyen bisikletinizin parçalarını; azıcık daha iyileştirmek, birkaç gram hafifletmek veya modaya uydurmak üzere değiştirmek için geçerli bir neden bulup, işi rahatlıkla kılıfına uydurur musunuz?
  • Beslenme alışkanlığınız değişti mi? Genelde karbonhidrat yönünden zengin gıdaları ve özellikle bisiklet gezintisinden bir gün önce bol bol makarna, tur sabahı ise mısır gevreği ve bal yemeyi mi tercih ediyorsunuz? Besinleri, türlerine göre “iyi yakıt!” veya “kötü yakıt!” diye mi tanımlıyorsunuz?
  • Bisikletinizin üzerinden söküp değiştirdiğiniz parçaları, hatta aşınmış veya patlamış lastikleri ve iç lastikleri saklıyor musunuz?
  • İşinize veya okulunuza; sorun çıkarıcı, sıkıntı veren ve değerli bisiklet sürüş zamanınız ile çakışan faaliyetler gözü ile mi bakıyorsunuz?
  • Arkadaşlarınızı; bisiklete binenler ve bisiklete binmeyenler diye iki gruba ayırdınız mı?
  • Lance Armstrong gibi şöhretli bisiklet sporcuları hakkında konuşurken, onlardan çok yakın dostlarınızmış gibi mi hissediyorsunuz?
  • Bütün gün dondurucu soğuk ve ağır yağmur altında sürüş yaptıktan sonra evdeki aralanmış pencereden üzerinize süzülen hafif esintiden şikayet ediyor musunuz?
  • Aile fotoğraf albümünüz, bisikletli fotoğraflar ve jant telleri arasından çekilmiş artistik manzara resimleriyle dolmaya başladı mı? Diğer yandan, uzun zamandır eşinizi ve çocuklarınızı fotoğraflamayı aksattınız mı?
  • Bisiklet ile kat ettiğiniz her kilometreyi ve performans gelişiminizi kaydediyor musunuz?
  • Hastalık veya sakatlığınızın derecesini, yeniden bisiklete binebilene değin geçen zaman aralığına göre mi sınıflandırıyorsunuz?
  • Su içerken bardak kullanma alışkanlığından vazgeçip, suyu direkt şişenden mi yudumluyorsunuz?
  • Sağ bacağınızın baldırında kalıcı siyah gres yağı izi var mı?
  • Renkli bisiklet kıyafetleri ile işe gitme eğiliminiz var mı? Ya da bisiklete binmeyeceğiniz günlerde bile içinize bisiklet kıyafetlerini giyip, gezi çantanızla dolaştığınız oluyor mu?
  • Yırtık pırtık ve yıpranmış olsalar bile, favori bisiklet kıyafetlerinize, bebeklerin oyuncak ayılarına gönüllerini kaptırdıkları gibi, bağlı mısınız?
  • Bisiklete binemediğiniz bir günün ardından kendinizi stresli ve sinirli hissediyor musunuz?
  • Yaşayacağınız mekanı seçerken “Bisikletlerimi nereye koyabilirim?” sorusu kriterleriniz arasında mı?
  • Arabanın camından güzel manzaralı yerleri seyrederken, “Buradan bisikletle ne güzel geçilir.” diyor musunuz?
  • Piyango bileti alıp, kazanma hayalleri kurduğunuzda, ilk aklınızdan geçen şey, bu kadar parayla kaç tane bisiklet alınabileceğini hesaplamak mıdır?
  • Aile ortamında, bisikletiniz, size karşı, istemediğiniz şeyleri yaptırmak amacıyla, bir koz ya da pazarlık aracı olarak kullanılıyor mu?
  • Uzun bir bisiklet turuna çıkmadan bir gece önce, performansınızı olumsuz etkileyebilir kaygısıyla, cinsel ilişkilerden kaytardığınız oluyor mu?

 

Bisikletkolikler, yol müptelaları… Kendilerini gerçek ve katıksız bisiklet tutkunları olarak varsayan “bisikletkolikler”, kendi aralarında da değişik kategorilere ayrılıyorlar. Bunları sıralamaya çalışırsak; yeni parça sevdalısı makine-kafalı teknoloji üşütükleri, bisiklet tarihini yaşatan kıdemli sürücüleri ve eski zaman bisiklet koleksiyoncularını, hep yeni bir zafer kazanmak için sürüş yapan rekabetçi bisikletçileri, İtalya’da “Tifosi” lakabıyla tanınan ve sürekli kahramanlarını takip eden bisiklet sporu hayranları, yaşamlarını yeme-içme- uyuma dışında aralıksız bisiklet üzerinde geçiren “yol müptelaları” ve bisikletli yaşam tarzını benimseyerek motorlu araçlar kullanmayı reddeden “bisiklet yandaşları”. Ülkemizde de, sürüş için tüm şartların olumsuzluğuna rağmen, bir hayli bisiklet bağımlısı olduğunu düşünüyorum ve tahmin ediyorum ki, bu bisiklet aşkı taşıyan kişiler giderek artacak.

Yorum Yazınız